top of page

AKILLI SÖZLEŞMELER: Nedir? Avantajları Nelerdir?

Güncelleme tarihi: 18 Kas 2022

Blokzincir teknolojisinin gelişmesi ile birlikte akıllı sözleşmeler (smart contracts) her geçen gün daha çok duyulmaya başladı. Bunun bir sebebi de 2013 yıllarının sonlarına doğru Vitalik Buterin önderliğinde bir grup yazılımcının Bitcoin’in geliştirilmesi için komut dillerine ihtiyacının olduğunu savunmasıdır. Sonucunda Ethereum blok zinciri üzerin ıf/then (eğer şöyle olursa böyle yap) metodu ile çalışan bir kod yazılımı gerçekleştirmişlerdir. Akıllı sözleşmelerin en ilkel hali olarak ürün otomatları gösterilebilir. Ürün otomatına parayı yerleştirdiğinizde ve istediğiniz ürünün numarasını kodladığınızda otomat ürünü size otomatik bir şekilde verir. Yine lunaparklara gittiğiniz oyuncaklara jeton attığınızda çalışmaya başlar. Bunlar ve örneklerle çoğaltabileceğimiz para karşılığında çalışan makinalar akıllı sözleşmelerin en ilkel halidir. Her ne kadar akıllı sözleşme kavramı Ethereum ağı ile birlikte daha geniş çapta duyulmuş olsada yeni bir kavram değildir. 1993 yılında bilgisayar bilimcisi ve hukuk profesörü olan Nick Szabo tarafından ortaya atılmıştır. Szabo akıllı sözleşmeleri; bir üçüncü aracı kuruma gerek kalmadan, sözleşme şartları icra eden bir program olarak tanımlamıştır. (Dünya üzerinde büyük bir kesim Szabo’nun Satoshi olduğuna veya o ekipte yer aldığına inanmaktadır.) Akıllı sözleşmeler kod kanundur (code is law) prensibi ile çalışırlar. Taraflarca kararlaştırılan ve bilgisayar koduna girilen veri her neyse onun gerçekleştirileceğini garanti ederler. Ticari hayat içerisinde bu anlamda en önemli unsur tarafların birbirlerine duymuş olduğu güvendir. Bu nedenle sözleşmelerin ifası sırasında üçüncü bir taraf olan bağımsız kurumlar (banka,denetim şirketleri vs.) ile çalışırlar. Ancak bu durum masrafların artmasına neden olur. Akıllı sözleşmeler blok zincir üzerinden dağıtık defter teknolojisi ile çalıştığı için yapılan işlemlerde güvenlik sağlamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz üzere akıllı sözleşmeler ‘’ıf-then’’ metodu ile çalışmaktadırlar. Örneğin A kişisinden 100 Ether geldiğinde 3 numaralı deponun kilidi açılsın. Şeklinde bir kod düzenlendiğinde sözleşme A kişisinden 100 Ether geldiğinde başka bir müdahaleye ihtiyaç duymaksızın 3 numaralı deponun kilidini otomatik olarak açmaktadır. Alıcının parayı ödemeyip ödemeyeceği, satıcının deponun kilidini açıp açmayacağı hususunda şüpheye yer kalmamaktadır. Şartların gerçekleşmemesi halinde alım satım işlemi yapılamayacağı için alıcı ve satıcının birbirini tanımasına/araştırmasına gerek kalmamaktadır. Sözleşmede ifanın gerçekleşmesi için açık anahtar ve özel anahtarın uyuşması yeterlidir. Başka bir kişisel veri aranmaz. Ancak bu durumda çıkan herhangi bir hukuki uyuşmazlıkta uyuşmazlığın tarafları, hangi ülke kanunlarının uygulanacağı gibi sorunlar meydana gelmektedir. Her ne kadar teknoloji anlamında güvenlikli olsa dahi hukuki anlamda yüzde yüz bir güvenlikten bahsetmek şuan ki aşamada mümkün değildir. Akıllı sözleşmelerin bir diğer hem avantajlı hem de dezavantajlı özelliği ise bir kez kurulduktan sonra üzerinde değişiklik yapılmamasıdır. Bilindiği üzere blok zincir teknolojisinde ağ üzerinde bloklardan birinde değişiklik yapıldığında özet değerinde (hash valeu) değişiklik meydana gelir ve bu durum fark edilir. Bu nedenle avantajlı tarafı taraflar bir kez sözleşme koşullarını kararlaştırıldığında taraflardan birisi tarafından ağda bulunan tüm bilgisayarlar arasında mutabakata varılmadığı sürece değişiklik yapılamayacaktır. Ancak bir sözleşme kurulurken her zaman tüm koşullar öngörülemez ve değişiklik yapılması gereken durumlar ortaya çıkabilir. Özellikle piyasaların devamlı değiştiği dönemlerde sözleşmelerde anlık değişimler yapılması gerekebilir. Bu durumlarda akıllı sözleşme kurmak zor ve masraflı olabilir. Akıllı sözleşmelerin en güzel tarafı otomatik olarak uygulanmasıdır. Yukarıda verdiğimiz örnekte A kişinin B şirketinin kripto para hesabına 100 Ether göndermesi halinde akıllı sözleşme üçüncü bir kişinin müdahalesine gerek duymaksızın kendiliğinde 3. Deponun kilidini açacaktır. A kişinin hesabında 100 Ether olmaması durumunda akıllı sözleşme devreye girmeyecek deponun kildi açılmayacaktır. Böylece alıcının ödeme yapmama gibi şansı kalmamaktadır. Sözleşmeye yazılan kodlardaki şartlar gerçekleştiğinde akıllı sözleşmeler otomatik olarak devreye girer. Akıllı sözleşmeler kapalı sistemler olup yalnızca blok zincir içerisinde yer alan verilere ulaşabilirler. Bir sözleşmenin icra edilebilmesi için gerekli olan verileri araştırma ve elde etme imkânına sahip değillerdir. Bunun için blok zincir sisteminin dışında kalan gerçek bir kişi veya bir bilgisayar programı olan oracle(source of truth/ kahin)’dan yararlanırlar. Oracle’lar örneğin hava durumu, fiyat bilgisi gibi verileri akıllı sözleşmelere iletir bunun sonucunda akıllı sözleşmelerde yer alan koddaki şartın gerçekleşip gerçekleşmeme durumuna göre işlem gerçekleştirilir. Orcale blok zincir sistemine ait olmadığı için aynı güvenilirliği de sahip değildir. Oracle yanlış veri vermesi mümkündür. Bu da akıllı sözleşmelerin geliştirilmesi gereken bir yönüdür. Akıllı sözleşmeler günümüzde Off Chain ve On Chain olmak üzere iki türde kullanılmaktadır. En yaygın ve şu anda kullanışlı olan türü Off Chain’dir. Off Chain akıllı sözleşmede sözleşme doğal bir dil ile blok zinciri ağının dışında kurulmaktadır. Ancak taraflar sözleşmenin ifa edilmesinde bir araç olarak akıllı sözleşmelerin kullanılmasına karar verebilmektedir. Şöyle ki; sözleşme tarafı şirketler mal alım satımı üzerine klasik anlamda bildiğimiz satış sözleşmesini kurmaktadır. Ancak bu sözleşme ifa edilirken yukarıda verdiğimiz 100 ether ve 3. Deponun açılmasına ilişkin örnekte olduğu gibi ifanın takibini, denetlenmesini ağ üzerine kod yazarak akıllı sözleşme aracılığıyla kararlaştırabilirler. Yani akıllı sözleşmeler ikinci planda kullanılmaktadır. On Chain akıllı sözlemeler ise sözleşme kodlama dilinde yazılmakta, sözleşme blok zincir içerisinde yer almaktadır. Akıllı sözleşme bir ifa aracı olarak kullanılmamakta sözleşmenin kendisini oluşturmaktadır. Örnek olarak Ethereum blok zincir ağı üzerinde bir akıllı sözleşme kurmak için öncelikle teyit aşamalarını geçerek sözleşme kurma önerisinde bulunulmaktadır. Sözleşmenin kendisine has kimlik numarası bulunmakta ve otonom bir şekilde çalışmaktadır. Sistemdeki başka bir kullanıcı, sözleşmenin hesabına bir miktar kripto para göndererek sözleşme şartlarını kabul edebilir. Günümüzde hukuk güvenirliği açısından Off Chain yani akıllı sözleşmelerin bir ifa aracı olarak kullanıldığı sistem kullanılmaktadır. Akıllı sözleşmelerin bir çok avantajlı ve dezavantajlı yönleri vardır. Akıllı sözleşmeler sayesinde taraflar arasında üçüncü şahıslar noter, danışman, banka gibi aracı kurum ve kuruluşlara olan ihtiyacın ortadan kalkması sayesinde verimlilik artacak ve de bu sırada tarafların yapmış olduğu masraflar düşecektir. Yine tarafların birbirini tanımasına dahi ihtiyaç olmadan yapılan işlemler blok zinciri teknolojisi ile karmaşık şifre sistemleri ile korunduğu için tarafların birbirine güven duyma ihtiyaçları ortadan kalkacaktır. Bunun yanı sıra her yeni sistemde olduğu gibi dezavantajlı noktalar vardır. Her ne kadar blok zincir sistemi güvenilir olsa dahi üzerine yazılan kodlarda hata bulunması durumunda sistemin hacklenebilme ihtimali vardır (the Dao olayı buna örnektir). Bir diğer dezavantaj ise henüz yasal bir zeminin bulunmaması nedeniyle ortaya çıkacak olası bir hukuki uyuşmazlıkta ne yapılacağına dair çok fazla soru işareti vardır. Tüm bu dezavantajlara rağmen günümüzde pek çok şirket akıllı sözleşmeleri değerlendirmeye çoktan başlamıştır; Depozitelik Güven ve Takas Kurumu (DTCC) ve dört büyük banka (Bank of America Merrill Lynch, Citi, Credit Suisse ve J.P. Morgan) akıllı sözleşmeler kullanarak Axoni tarafından geliştirilen Blockchain’in kredi temerrüt takasını başarıyla işlemişlerdir. 61 Japon ve Güney Koreli banka konsorsiyumu, iki ülke arasında sınır ötesi para transferleri sağlamak için Ripple’in Blockchain ve akıllı sözleşmelerini test ediyor. European Investment Bank (EIB), Ethereum’u (ETH) dijital tahvil etmek için kullanmaya başlayacak. Yakın zamanda Mastercard CEO’su Michael Miebach, şirketin CBDC’ler işe eşleştirme yapılması amacıyla, akıllı sözleşmelere yatırım yaptığını duyurdu. Son olarak; Akıllı Sözleşmelerin günümüzde daha yaygın kullanılmaya başlanması ile birlikte hukuk düzeni içerisinde kendine yer edinmeye başlayacaktır. Her geçen gün daha da dijitalleşen dünyamızda klasik sözleşmeler yerini günün birinde akıllı sözleşmelere bırakabilir.


4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page